kanı kabuğunda seğiren,
bedeninden tard edilmiş bir yürek olarak
indim sana dünyadan.
sana vatan dedim,
et yapıştı toprağına..
kuş kaçıran pervazımla,
kurumayan canımla,
kervanlar menzili yutağımla,
indim sana.
belki çıplak bir yarayım,
belki bordo bir gül,
belki sardunya…
ismim sorulmaz biliyorum;
al gözlerimi götür O’na..
erit bağrında başımı,
gövdem gidip dolanabilir yazgıyı,
kırık desem değilim artık,
gözden dökülene sen tohum dedin,
anladım bölündükçe çoğalan bir çiçeğim.
beni kendinden savurma,
çünkü senden gayrısı
kökümü çiğner tükürür,
çünkü yalnız sende güzel kokarım,
yaban ellerde plastik bir sakura.
değilim. oysa.
beni onlardan sakla.
seccadem nurum vatanım
ince sevgilim,
varmak dedim sana,
yüzümü ev yaptım toprağında,
nereye gidersen beni de götür
yoksa zifiriden karanlık
bu sıska aydınlıkta,
göremem sende gördüğüm gövdemi..
sende ben; benefşeyim, erguvanım, gelinciğim.
seccadem nurum vatanım
ince sevgilim.
| M. Ertuğrul
