Film: Elveda Dost (2003)
1- Siyasi ve dinî bağlamıyla birlikte filmin konusunu anlatabilir misiniz?
2003 yapımı bir Behzad Behzadpour filmidir. Diğer birçok İran filminde olduğu gibi İran-Irak savaşının etkilerini gördüğümüz bu filmin konusu şehadettir, bilhassa Bakara suresinin 154. ayeti işlenmiştir:
“Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler fakat siz bilemezsiniz.”
Birbirinden bağımsız üç hikâyeden oluşuyor ve hepsinin teması Bakara 154. ayettir.
2- Filmin üç hikâyesi var. Bu hikâyelerde -üçünde de- sizi etkileyen sahneler hangileridir?
Filmin ilk bölümünde şehitler gece şehirde dolaşırken şöyle bir diyalog geçiyordu aralarında:
-Bu oyunu ne kadar da ciddi sanmışlar! Şuna bak! Ne kadar da beton harcıyorlar bu otele!
-Gündüz gelip bu şehri gezmelisin. Beton yine iyi, bazıları bu otele öyle şeyler harcıyorlar ki harcadıklarıyla tüm cenneti satın alırsın. (Otelle kastedilen dünyadır.)
İkinci bölümde beni etkileyen aslında kendileri de şehit olan gençlerin, komutanlarının hikâyesini anlatırken büründükleri mülayim hâlleri ve hoş tabiatları oldu.
Üçüncüde ise şehadet çiçeğini almak için iştiyak duyan askerlerin trenden ellerini uzatması…
3- Size en çok tesir eden ve en güçlü sahne hangisiydi? Neden?
Filmin en güçlü ve beni en çok etkileyen sahnesi aynı aslında… Müslim’in arkadaşlarının arasına katılamayacağını öğrenince yaşadığı hayal kırıklığı ve şehadete duyduğu arzuyla gözyaşı döktüğü sahne, sırf bu bölüm için bile izlemeye değer buluyorum bu filmi.
5- Filmde etkilendiğiniz başrollerden birini seçip onunla ilgili düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Müslim… İran-Irak savaşında kimyasallar sebebiyle gazi olan, savaş sonrası dünya yaşamına uyum sağlayamayan, arkadaşlarının gerisinde kalıp şehit olamadığı için duyduğu kederle bende büyük tesir bırakan Müslim. İki dünya arasına sıkışıp kalması bu karaktere yakınlık duyup onunla bağ kurmama sebep oldu. Nitekim günümüz Müslümanları olarak bu iç ezikliği ve keder aslında yabancı olduğumuz bir his değil.
6- Kız çocuğunun hikâyesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şehadet çiçeğini şehide veren bu küçük kız aslında savaş ve dolayısıyla yoksulluğun en büyük mağduru olan çocuklardan sadece biri. Manevi yönüyle şehit babasına kavuşan küçük kızın öyküsü, dünyevi yönüne bakınca zorlu şartlarda yaşayan ve bunun sonucunda ölen savaş çocuklarını anlatıyor.
7- Filmde beğendiğiniz replik(ler)?
“Tüm ışıklar bu şehirde ama hiçbiri gözümü aydınlatmıyor. Tüm gözler bu şehirde ama hiçbiri gönlümü ısıtmıyor Murtaza. Murtaza burada herkes canlı kalmak için koşuyor. Hiç kimse yaşamak için koşmuyor. Bu şehrin hepsi yeryüzü olmuş. Artık göğü yok bu şehrin. Benim gönlüm gökyüzü istiyor Murtaza.”
8- Bu filmi beğenme sebebiniz nedir?
Elveda Dost, İran sinemasının bambaşka bir ekol olduğunu ispatlıyor bence. Bu film özelinde ve genel olarak İran sinemasında konu ne kadar büyük ve çarpıcı olursa olsun letafetle işleniyor.
Savaş, şehitlik, yoksulluk gibi konuları büyük bir incelikle aktarıyor. Misal arkadaşlarının şehidi yıkayıp paklayarak, küçük kızınsa çiçekler vererek şehadete uğurlaması… Filmde büyük aksiyonlar, çarpıcı müzikler, “Hadi, burada bunu hissedeceksin!” dayatması yok. En güçlü hisler bile yumuşak geçişlerle veriliyor. Şov yok, ajitasyon yok; sadece hisler var. Bunun için izlemeye değer buluyorum.
9- Filmin zayıf yönleri nelerdir?
Sinematografik açıdan kusurları olabilir. Bunun, kısıtlı imkânlara bakarsak çok da önemli olduğu söylenemez. Onun dışında üç ayrı bölümden oluşuyor, bölümlerin geçişsizliği aklı karıştırıp tempoyu biraz bozuyor.
10- Din, kültür ve dile dair dikkatinizi çeken ayrıntılar (farklılıklar, benzerlikler) oldu mu? Bunlara örnek verebilir misiniz?
İran Şii bir toplum. Filmde Kerbela olayına gönderme olarak anladığım bir diyaloğu paylaşmak istiyorum:
-Müslim gönlünü Hüseyin Aleyhisselam’ın eline verdi ve Kufe’ye gitti. Artık gönlü yok ki Kufe’nin hasretini çeksin… Eğer Müslim isen neden teslim olmuyorsun?
(Müslim b. Akil’in Hz. Hüseyin’e bağlılığı, Kufe’ye gidişi ve şehadetinden bahsediyor.)
Dikkat ettiğim diğer nokta ise Farsçanın şiirselliği ve fonetiğinin güzelliği oldu.
11- Sizce filmin en güzel imgesi nedir?
Şehadet çiçeği.
12- Siz olsaydınız filme nasıl bir hikâye/senaryo eklerdiniz?
Ziyade edilecek bir şey gelmedi aklıma, bu hâliyle tatmin edici olduğunu düşünüyorum.
13- Filmi veciz bir sözle anlatabilir misiniz?
Kimi ruhlar yüceliği arzular ve dünya hayatı kişiyi tatmin etmez, bu ızdırap dünya sürgünü bitinceye kadar sürer. Dünya sürgününün en güzel sonu da şehadettir.
|Bu söyleşi Nedamet admini tarafından Mahi ile yapılmıştır.
