LATEST POST
Herkes Kendi Hayatı Binasının Mimarıdır
Herkes kendi hayatı binasının mimarıdır. Faraza sen yaptığın bir yapıyı, fena malzeme kullanarak, çürük ve hesapsız yaparsan, yaptığın binâ yıkılır, neticede seni mes’ûl ederler. İnsanların buldukları ferah, keder, cennet, cehennem, iyilik ve fenalık da hayat binasını iyi veya fena kurmuş olduklarındandır. Erdiğimiz neticenin mesûliyeti başkalarının değil, kendimizindir. Eğer biz vücûdumuz binasını çürük ahlâklar ve kötülüklerle […]
Uçan Eşek 4.0
Mevlana İdris Zengin’in aziz hatırasına… Eşek, artık hayatın anlamını aramıyordu. Kuşların teleğinden oluşan bir kanada ihtiyacı da yoktu. Sırtına monte edilmiş şarj olmasını beklediği bir jeti vardı. Ara sıra geniş ovaları, yüksek dağları, derin uçurumları, sonsuz denizleri, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen çölleri özlediği oluyordu. Sahip olduğunu düşündüğü özgürlük sayesinde bu özlemini bastırıyordu. Eşek yeryüzünde olduğu […]
İnce Sevgilim
kanı kabuğunda seğiren,bedeninden tard edilmiş bir yürek olarakindim sana dünyadan.sana vatan dedim,et yapıştı toprağına.. kuş kaçıran pervazımla,kurumayan canımla,kervanlar menzili yutağımla,indim sana.belki çıplak bir yarayım,belki bordo bir gül,belki sardunya…ismim sorulmaz biliyorum;al gözlerimi götür O’na.. erit bağrında başımı,gövdem gidip dolanabilir yazgıyı,kırık desem değilim artık,gözden dökülene sen tohum dedin,anladım bölündükçe çoğalan bir çiçeğim.beni kendinden savurma,çünkü senden gayrısıkökümü çiğner […]
Ayna
AnneGözümün nûru olanım söyleNeden karanlık bakıyor insanlar aydınlığımaHani sen pırıl pırıl bir ay ışığısın yaO yüzden senin olmuyor bir türlü bu dünya AnnemSeninleyim bir tanemNeden öğrendik bu kadar susmayıDenilir ki yavrumSen konuşunca şairler bırakmışlar yazmayıRahle gibi açmış hepsi huzurunda kalbiniYürekten söylemeyi öğrenebilmek için Yeryüzü kabuğun yeridir gökyüzü iç’inYeryüzünde susayın denilmiş gökyüzünde içinYeryüzü sabrın ve tevbenin […]
Uçuk Kaçık Heyula
Elimdekini düşürdüm. Ay altı alemde ufak bir delik açıldı. Siyah beyaz bir ışık senfonisi yayıldı boşluğa. O esnada yerçekimi, bunca zamandır kimsenin fark etmediği ruhunu dinlendiren antik zamanların yaşlı bir hükümdarı gibi, boğazının en dip yerinden bir inilti saldı etrafa. Ağızlarıyla şişirdikleri sakızdan balonlarla uçan çocuklar, balonların birbirine yapışmasıyla yere düştüler. Dokuz canından sekizini kiraya […]
Papa 14. Leo’ya Açık Mektup
Hoş gör, bizimkiler ekseriyetlePapa’yı değil de papazı tanırPokeri, piştiyi samimiyetleOynar ama sonra harbi utanır Seni seven çoktur bizim bu ildeÇoğu din düşmanı garip şekildeHele bir aradan şöyle çekil deHalleri gülmekten karın ağrıtır Haçlı seferleri, iklim yasasıÇıfıtlar taşırmış sefer tasınıKırdığı bininci yumurtasını“Size rızıktır” der sonra uzatır Gocundurur belki iman yaramızBeyazınızdan da aktır karamızSenden öncekiyle yoktu aramızGelenler […]
Adak
Lafımın uzunluğu dilimin varmayışındanBatırıp çıkardım göğsüme kelimeleriYüreğin öğretildi yüreğime Sesim kısık değil anlamış haldeyim yalnızcaHep aynı dalgınlık bu benden önce ve sonraDünya imiş meğer dedikleri Gerçek sanma dünyayı bizim kadarGerçek sanma ahirete düşen gölgemiz kadarEtlerim siliniyor sadece zamanlaGerçeğim yoksa ben bileEzberlediğim dualar kadar Üzülmene gücüm yokArtık bir anlatım bozukluğuyum rüzgara karşıKanacaksak göğe kanmalıyız yeryüzü şaşı […]
Mektup 3: Kelime
Kelimelerin ağırlığını bilmezdim. Ve insanın kendisi ile konuşurken kelimelerin bu kadar yavaşladığını… Sırtıma binen huzursuzlukları, zor günlerin sancısını, hatta izi hâlâ duran yaraların bile acısını unuttum. Ama kelimeleri unutamıyorum… Kelimelerini unutamıyorum. Madem her şeyden geriye kelimeler kalıyor, özümü bulandıran sesleri de berraklaştıran sesleri de aramak şimdiden sonra en şiddetli kararım. Bir kasım günü. Güneş batmak […]
