Mef’ûl-ü Mefâîl-ü Mefâîl-ü Feûlün
ben yıktım efendim beni imâra gücüm yok
Göğsümde yanan sayfayı ihbâra gücüm yok
Ondan çekilir perdesi lîsana sükûtun
Ondan sökülür sözlerim inkâra gücüm yok
Bir gizli sızım var bunu Mevlâm bilir ancak
Şekvâyı da teskîni de ikrâra gücüm yok
Çoktan niyet etmiş gönül imsâk-ı seherde
Maksûda vakit dolmadan iftâra gücüm yok
Mes’ûl-ü mesâilde mesâîl-ü mesûlüm
Allâh’a ayandır kulu tekrara gücüm yok
Sen doğdun ışıklar yeniden yandı efendim
Nûrunla tutuşturmayan izhâra gücüm yok
İnkarcı da muhtaç sana aşkınla yanan da
Söyler dilim ancak bunu icbâra gücüm yok
Bin türlü kızıl cürmile senden yana baktım
Hoş gör bizi lütfet benim işmâra gücüm yok
Herkes salavât etmeli her demde gönülden
İhyâ budur ülfetsize te’sîre gücüm yok
Revnâk-ı bahar, sûz-u derûn, nûr-u İlâhî
Sensiz kurulan dengede mi’yâra gücüm yok
hâfî kölen olsun ve kabûlünle övünsün
Mehtâba çevir nefsimi ihtâra gücüm yok
| hâfî
27 Rebiulevvel 1447
