Yaşamak için tek sebep olsun
Güzel olsun istemek öldükten sonrayı
Memnun olarak bakmak aynaya
Bir sabah daha ölmeden uyanmak
Uslu kuşlar yaparmış uslu yuvayı
-Kölen oldum azat etme istemem
ben bu sözü üç gün önce yazmış gibiyim
Toplasan birkaç gündür yaşıyor gibiyim
Bir, üç, yedi, yirmi yedi, yirmi sekiz
Oturz üç, kırk, kırk bir, altmış üç, doksan dokuz
Bunları hep kendimi biriktirir gibi biriktirdim
“Yunus Emre der ki…”
Yani Yunus, emreder ki..
Yunus Emre’dince ben emir gibi algılarım
Emredin pîrim
Birinci harf hususunda çok haklıydınız
Nasıl ki bir ikincisi olmuyor şu ânın
Fotoğrafladım ince zamanları
Yani şimdiki zamanı yağmaladım
Çaresiz haydutlar gibi
Sana mertek diyenin ben ta!..
Takılmasın gözlerin basit kıymıklara
Bak mesela densizin biri laf atsa
Şöyle deriz;
-Falanca kişi bizi hicveylemiş
Okuduk
Başlığı güzelmiş!
Birinden duymuştum bunu başka biri hakkında
Aşağıda çocuklar top oynuyor
Biri atıyor öteki şöyle diyor;
-Bendee… Pat(darbe sesi)
Öteki vuruyor, öbürü diyor ki;
-Bendee… Pat(darbe sesi)
Rüzgar denen yırtık tül
Her şeyi ellemeyi seven küçük bir çocuk gibi
Alışverişteyken ebeveyni
-Yavrucuğum elleme
Söndürmedin alevi bak çoğalttın
Bunları sadece için açılsın diye anlattım
Dışarı çıktığım zamanlarda falan filanım
Sana hep
Uzaktan da olsa anan baban
Başka şeyler konuşalım haydi biraz da
Mesela
Üşümek neden yalnızlık hissine yakın
Hekim olsam şöyle derdim;
-Neresinin üşüdüğüne bakın
Ya da mesela toplumsal şeyler
Kökleri içimizi kavramış
Ve dal uçları yine bizim içimize batan
Neden geviş getiriyorlar Filistin hakkında
Neden hep köylülerdir yağmur duasına çıkan?
Şiir yazmak rabıta yapmaktır aslında
Bir kitabım ben üç beş sayfalık
Ortadaki sayfamı kucaklıyorum gizlice
Kenarda kalan sayfalarımla
Yüzüm topraktan bir mushaf kapağı
Adı çıkmış şairlerle takılıyorum şu sıra
Tıkandı sanki tüm elekler
Elletmiyor kimse ununu
Rabbim
Sen bizi cumhuriyetin şerrinden
Ve şiirin kerahat vaktinden koru
Bir duayı cezbediyor her düşüm
İçimizden tüh dedim senin de yerine
Dışımızdan sola üç kere tuh
-Nasılsın?
-Hoş ve unutkan..
-Sen nasılsın?
-Sıradan
-Hangi sıradan?
Nasılsın sorusuyuz biz
“Her nasılsan öyle olmaya razıyım”
Dermiş gibi sorulan
İçerinden sökerek sormuş gibi sorulan
Kelimelerle cevaplanamayan
Birinin nasılsın’ı ve cevabı olmak gibi
Kelimelerle cevaplanamayan
Biz Allâh’tan isterken istediklerimizi
İstemedik komşudan ister gibi
Ve severken
Sevmedik bir iyilik yapar gibi sevmeyi
Ayıp saydık bir ‘iyi’yi kendimizden bilmeyi
-Birbirimizi ölmüş gibi sevelim
Ne kadar sevdiysek o kadar ölelim
Sen ikimiz adına yaşıyormuş gibi yap
-Birbirimizi bölmüş gibi sevelim
Ne kadar sevdiysek o kadar bölünelim
Allâh için yok olanı
Allâh güzel toparlar
Cami avlusunda bir adam
Bahsediyordu hafıza zayıflığından
Eskisi gibi olmadığından
Seksen bir yaşında olduğundan
Nasıl görünür seksen bir yaşında bir adam
Diye meraktan
Önce ona sonra da kendime baktım
Kendine bakmak başını öne eğerek olur
Toprağa doğru bakarmış gibi
Ne sen sensin ne ben benim sen benim
Sen hep bensin ben hep senim sen senim
Baş harfinde hakiki medresenin
Sen müderris ben talebe rahlenim
Hem rahleyim hem müderris ders benim
Sen hem rahle ve tâcısın derslerin
Ne sen varsın ne ben varım, ben senim
-Bunları herkes okumasın diye yazdın
Mahsuscuktan sanki ben yazmışım gibi
benimle yazdın
-Hıhı öyle yaptım
Kalbimiz belki de toprak bir saksıdır
Sakla onu kimse küllük yapmasın
Her sayfayı çevirirken
Kalbime bir sıyrık atar gibidir
Kağıdın kenarları
Gebeleri iyi anlıyorum bu hususta
Kendi kendini doğuranları
-Beni ağrıma bir yerlerinde
Allâh’a yakıştırmayız hiç unutkanlığı
Bu sızan magması kalbimizin
-Ölünce gitmek istediğin yerle sar kendini
Ve saçlarını
Bir kuşu öpmek mümkün olsaydı..
Bunu okuyanlar “mümkün” diyecekler
Bilmeyecekler
Anlarız onu da
Taşmasınlar diye altımızı kısarız
Nasıl olsa
Seçtiğimiz ekmeği mıncıklarken bile
Utanan insanlarız
hâfî
