369 views 11 mins 0 yorum

Sanat ve Kurban: Yaghi’nin Ölüm Yontusu

In Düşünce, Öykü
Mart 29, 2025

Karakterler:
Cemil Usta: Heykeltraş
Yaghi: Cemil Usta’nın eşeği

CEMİL USTA: Etrafımızdaki her şey bir şekilde kendini dışa vurmaya çalışıyor. Bende içimdeki fikir yok olup gitmeden sen de ölüp gitmeden seni taşa dönüştürmek isterim. Seni görenler sadece bir eşek görür, Yaghi. Yorgun, inatçı ve bayağı. Ama seni öyle bir yontmalıyım ki seni taşa öyle bir inatla işlemeliyim ki, bakanlar bir eşekten çok daha fazlasını görsün.

YAGHİ: Bu kadar süslü laflara ne gerek var Cemil Usta? Desene, “Seni modern sanatın ilham perisi yapacağım” diye. Neden her şeyi abartıp karmaşık hale getiriyorsun?

CEMİL USTA: Ah sevgili Yaghi, sen kendini yalnızca bir yük hayvanı mı sanıyorsun? O sırtında taşıdığın şeylerin ağırlığı kadar mısın gerçekten? İstersen aynada kendine bir bak.

YAGHİ: Efendimizin üstü kapalı küçümsemeleri ne kadar nazik! Aynaya bak sen bir eşek değilsin aynı zamanda inatçılığın ve sadakatin timsalisin. Aman ne hoş. Sözde sanatçı, ben olmasam, senin o koca mermer bloklarını kim taşıyacak?

CEMİL USTA: Sırtında taş taşıyan sensin, ilhamı veren de… Bu heykel senin hakkın. Neden bunu kedine bir ödül gibi görmüyorsun? Ha bu arada dostum, ben neoplastik bir sanatçı olarak seni bir küreye ya da prizmaya benzetebilirim. Ama öyle harika bir biçimin bile yok.

YAGHİ: Hakkım mı? Bir eşek için ne büyük lütuf! Belki de benden bir sanat şaheseri çıkar da kim bilir, heykelim meşhur olur. Ama yine de samanım eksik olmasın, gerisi teferruat. Estetik zevkine hayranım! Ama unutma Cemil Usta, her madırga darben senin iç dünyanı da açığa vurur.

CEMİL USTA: Rahat ol dostum, sanat dediğimiz zaten iç dünyamızı açığa çıkaran bir itiraftır. Seni aç bırakmak gibi bir niyetim yok. Uslu bir eşek olursan ruhunu doyuracağım. Tersi olursan korkarım ki seni yontmandan önce o sivri dilini yontmam gerekecek.

YAGHİ: (Gülerek.) Sana daha ilginç bir teklifim var Cemal Usta, beni Brâncuși’nin “Sonsuz Sütunu” gibi yontmaya ne dersin?

CEMİL USTA: Brâncuși’nin “Sonsuz Sütunu” ha? Kıvrım kıvrım gökyüzüne doğru uzanan bir eşek… Fena fikir değil aslında. Ama önce seni bir fikre dönüştürmeyi başarmalıyım. İdealar dünyasındaki mükemmel formun hakkında kafa yormalıyım. Endişelenme Yaghi önce seni taşa çevireceğim sonra sanatım karşısında taş kesilmeni seyredeceğim. Sanat sana ölümsüzlük vadediyor, dostum. İster “Sonsuz Sütun” ol, ister “İnatçı Heykel” ama bir iz bırak dünyada. Hem belki de bu heykel, benden çok seni anlatır.

YAGHİ: Beni mi? Yük taşımaktan yorulmuş, saman peşinde koşan mütevazı bir eşeğin hikâyesi mi? Pek ilgi çekici gelmedi bana.

CEMİL USTA: İşte bu yüzden seni yontuyorum dostum. İnsanlar basit gördükleri şeylerde bile derinlik aramayı öğrenmeli. Sen sadece bir eşek değilsin, sen bu dünyanın taşıyıcısısın. Bunu anlamalarını sağlamak benim görevim.

YAGHİ: Vay vay vay ne büyük laflar. İnşallah beni yontarken kendini bulursun da bu heykel, senin de yüklerini hafifletir yoksa bu kafayla işin zor. Peki, nedir planın?

CEMİL USTA: Seni sonsuz bir yolculuğun sembolü olarak yontmak istiyorum. Çatlamış bir toprak yolun ortasında, sırtında asırlık bir yükle dimdik duran bir figür… Üzerinden sebkat eden zamanın alametlerini ‘’ihlâl-i âsâyişe müheyyâ bir haydut reisi gibi’’ taşıyan bir beden. Ve gözlerinde, yorulmuş ama asla durmaya niyeti olmayan bir kararlılık. Ama bütün bu anlatımı, sert ve karışık madırga darbeleriyle şekillendireceğim. İşte planım bu, Yaghi.

YAGHİ: Kulağa etkileyici geliyor. Hadi başlayalım, Cemil Usta!

(Cemil Usta, Yaghi’yi dikkatlice inceler, en uygun pozu yakaladıktan sonra heykeline başlar. Taş, usta ellerinde şekil almaya başlar. Ancak Yaghi, biten bölümü görmek için hamle yaparken kuyruğuyla tağudar bir darbe indirir ve heykelin yarısını kırar. Buna çok sinirlenen Cemil Usta, keskin bir taş kesme bıçağı alır ve Yaghi’yi oracıkta öldürür. Ardından cesedi uygun bir pozisyona getirir ve heykelini baştan yapar. Ortaya çıkan eser şöyle tasvir edilir:
Çatlamış ve kurak bir toprak yol… Yolun tam ortasında, sırtında devasa bir yük taşıyan bir figür… Bedeni, tıpkı etrafındaki kurak toprak gibi, zamanın aşındırdığı çatlaklarla kaplı. Gözlerinde ise tükenmek bilmeyen bir azme de boş bir hüzne de yorulabilecek bir belirsizlik… Boşluğa mı bakıyor, yoksa görünmeyen bir ufka mı? Yine belirsiz… Boğazından taşlaşmış bir çığlık gibi fışkıran kan. Kan, adeta donmuş bir anın içinde hapsolmuş, Yaghi’nin taş bedeninden bir yara gibi dışarı akıyor. Ne tam bir isyan ne de bir teslimiyet…Ve işte karşınızda tüm bu sahneyi sert ve yoğun hislerle kuşatan, kaosa anlam kazandıran bir heykel…)

Söylenmişin Niyeti;
Bu metin, alegorik bir anlatımla sanatçının yapım sürecini, ilham arayışını ve sanatını anlamlandırma çabasının sonucu.
Cemil Usta, Yaghi’yi sıradan bir eşek olarak görmek yerine, onun üzerinden derin ve geçerli bir anlam yaratmanın peşindedir. Heykeliyle, sadece dış dünya değil, kendi iç dünyasını da ifade etmeye çalışıyor. Yaghi ise bu derinlikli yaklaşımı gereksiz ve abartılı bulur. İlham bazen farklı, çoğu zaman ise ön görülemez ve başına buyruktur.
Cemil Usta, sanatıyla ölümsüzlüğe ulaşmak ister ve Yaghi’yi bir nesneye, bir sanat eserine dönüştürme arzusu taşır. Ancak bu arzu, zamanla bir tür tahakküm düşüncesine dönüşür. Yaghi’nin heykelini göremeden hatayla devirmesi sonucunda ilhamın sanatçının kontrolünden çıkması ve böylece bu durumun yıkıcı sonuçlarla beraber yeni bir ilhama yol açması. Cemil Usta, ilhamını yok ederek ona hakim olmayı seçmiş diyebiliriz.
Yaghi, sıradan bir eşek olmanın ötesinde bir anlam görmez kendinde. O, yük taşıyan, hayatın gündeliklerine mahkûm bir varlığı temsil eder. Ancak Cemil Usta, bu basit görünen varlığı sanat yoluyla yücelterek ona metafizik bir boyut kazandırmak ister. Bu çatışma, birey ve toplumun birbirlerine çizdiği rollerin çatışmasına bir göndermedir.
Cemil Usta’nın Yaghi’yi öldürüp onu bir heykele dönüştürmesi, sanatın ölümlü birini ölümsüzleştirme çabasının karanlık bir yüzünü vurgular. Sanatçının yarattığı eser, Yaghi’nin fiziksel varlığını yok etse de, onun kopyası, hikayesi ve ruhunu daha ileriye taşır. Ancak bu ölümsüzlük, şiddet ve yok edicilikle kazanılır.
Metin, modern sanatın absürt biçimini korurken eleştirel bir gönderme yapar. Yaghi’nin Brâncuși’nin “Sonsuz Sütunu” gibi yontulma fikri, Cemil usta’ya sonsuz ve ölümlü olan arasındaki gerilimi göstermek için söylenmiştir. Sanatsal kaygı gütmez Yaghi. Bir varlığı hangi forma sokarsan sok ölüm onu bulur.
Bu metin, sanatın içerdiği, ilhamın giriş, gelişme ve sonuç süreci boyunca yıkıcı gücü üzerine çok katmanlı bir ifade sunar. Cemil Usta’nın Yaghi’ye hâkim olarak ona karşı her türlü müdahaleyi meşru görmesi aslında mevcutu kabzederek, tahayyülünü sanat haline getirmesi fevri hislerini dönüştürücü olarak kullanmasıyla şekillenmiştir. Ölümlü olanın sanat yoluyla ölümsüzleşmesi, ama bu ölümsüzlüğün bir yok ediş üzerine inşa edilmesi, metnin trajik ve dramatik yönlerini tekit eder.

Ömer Talha KAVAS

  • görsel: DALL·E 2025-03-29 03.39.58 – A sculptor carefully observes his donkey…

Bir yanıt bırak
You must be logged in to post a comment.