LATEST POST
Herkes Kendi Hayatı Binasının Mimarıdır
Herkes kendi hayatı binasının mimarıdır. Faraza sen yaptığın bir yapıyı, fena malzeme kullanarak, çürük ve hesapsız yaparsan, yaptığın binâ yıkılır, neticede seni mes’ûl ederler. İnsanların buldukları ferah, keder, cennet, cehennem, iyilik ve fenalık da hayat binasını iyi veya fena kurmuş olduklarındandır. Erdiğimiz neticenin mesûliyeti başkalarının değil, kendimizindir. Eğer biz vücûdumuz binasını çürük ahlâklar ve kötülüklerle […]
Burada Gömülüdür
Görünce,Ayaklarıma kara sular indirmek istiyorumGüneşle arama siper olanO bizim dağları… Başımı eteklerine yaslarkenAyaklarımı bayrak gibi dikmek tepesineBurdayım, burdaydım diyebilmekTüm dirilerimize… Bir temmuz sıcağındaGel demesine fırsat varkenBeklemeden o davetiGitmek, çıkmak ve sokulmakDağa karşı dağa! Eşkıyalık desen yok,Ne Dadaloğluyum ne çobanoğlu,Ne keşişoğlu ne de aşıkoğluBu çekim nereden?Ruhum, toprağını dağlardan mı aşırdı? Bir hikayem olsun isterdimEsenliğimiz, şehitlerimiz gibiHangi […]
Pasyondan Eğlenceye: Mizahın Sınırı
“İstirahat, gevşeme, kafa dinleme, eğlence, belki de “ihtiyaç”tır: Ama kendilerinde, bu etkinliklerin zaman tüketimi olan kendine özgü talebini tanımlamazlar. Boş zaman belki de onu doldurmak için yapılan tüm oyuncul etkinliklerdir, ama öncelikle zamanını kaybetme özgürlüğü, gerekirse onu “öldürme”, saf kayıp olarak harcama özgürlüğüdür.”(Baudrillard, Tüketim Toplumu, Ayrıntı s,198.) Passion, Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın çektiği çileyi tanımlayan katlanmak […]
Taş*
tanıkları yok ettimanlatacak neyim kaldı hiç rastlamadım aynadasitemi yaşatan gülüşüme değişen tek ayet insanucunu açık bıraktı Tanrı çaresizce alıştıminsanın boz rengine ummanlar yaratıldıHavva’yı kaybeden Adem’e bana bir göz verildiyaşadığım taş evde ey göz şaşırt benihep gördüğün taş ile Yakuphan Ustaoğlu
Anneme
Yüzüne yollar çizer zaman,sen gökyüzü gibi gencecik…Fistanlar giyer, güller serersin;sesin umudu taşır gönlüme,sesin hep gencecik. Isınır içim koklayınca ellerini;öyle mübarek ki ellerin,değil toprak, değil çiçek;sanki göklerden gelmiş gibi. Yükümü karnından almışlar senin,yükü sırtındadır ömrümün.İşte yüzünde şükre sebep gülücük,işte göğe açılmış ellerin… Ben güzelliği senden tanıdım;güzellik merhametmiş, bildim.Allah’ı sevdim, Peygamber’i…Güzeli,mis kokan ellerinden bildim. Yakuphan Ustaoğlu
Ahir Kaya
Duyduğu son kavram tüm haber kanallarının, radyoların son dakika olarak verdiği “uzay fırtınasıydı.” Bu haberden kısa bir süre sonra tüm bağlantılar kesilmiş, sinyaller kopmuş, elektriğin icat olunmadığı devirlere dönülmüştü. Akülerindeki enerji de tükenmek üzereydi. Köydeki kalabalık o haberi hiç duymamış gibi depolarında kalan son yakıtla başka bir yerlere göç etmeye ziyadesiyle buradan çıkmaya çalışıyor, bu […]
Semeki Ber-Kenâr’ın Çukurı Çeşminden Cihâna Nazar
Gölün nutku tutulup derûnundakileri istiğrâk ile dışarı kustuğu bir lahza. Sâhilin sükûtu tâlim ettiği bir semek (balık). Zebânı damağına yapışmış bedbaht hayvan; evvelâ med-ü cezirlerin üzerine fırlattığı katrelerle iğfâl olup, hâlâ hayatta olduğuna dâir nefsini kandırır. Vaktâ ki güneş, bir cellâd-ı bî-aman gibi cildini tahrîk ve iştial eylemeye başlar, işte o dem sekerâtın pençesine düşer. […]
Sütçü, Overlokçu ve Dergici
Bir neslin üyesi olmanın farkındalığını hissederek sesimizi duyurmak için ne yapmamız gerektiğini düşündüğümüzde benzer cevaplara ulaşırız. Hayaller, hedefler, planlar, hücumlar, yükselişler ve tepetaklak oluşlar, meydan okumalar vesaireler ve dergi. Her yazımız tecrübe ve yaşantılarımızın kırıntılarını birleştirme çabasına yöneliktir. Rimbaud göre şair kahin olmalıdır. Yani duyularının düzenini, bilinçli bir şekilde bozup tekrar kuran alışılmış algıların yıkıcı […]
Durup Düşündüğümüzde Zararın Neresinden Döneriz?
Bizlere birtakım şeylerin mikrofonla, kürsüyle yahut otobüsün tepesinden ulusa seslenen insanların eliyle değişebileceğini dayatan düşünce biçiminden münezzeh olmanın huzursuzluğu, ne büyük bir övünç vesilesi. Bir kitle aparatı olmak haysiyetimizi gıdıklamıyorsa, erdemden söz edemeyiz. Tekamül ferdîdir. İçsel derinleşme belirli bir irtifaya yükselmedikçe, dışarıya doğru atılan her adım, insanlarla kurulan her ünsiyet, nesnelere ve hadiselere karşı takınan […]
