LATEST POST
İbrahim Orhun Kaplan’ın Kendine Yazıp, Osman Tuç’a İthaf Ettiği Mektup
Azizim, Bir akşamüstü sahilde yaptığımız gezintiyi hatırlıyor musun? Aydınlatma direklerini işaret ederek, “Düşünsene, kim bilir kaç insan kendisini orada asılı hayal ediyor, kaç insan hayatını o direklere asacağı günün ıstırabıyla yaşıyordur” diye sormuştun. O an için sana verecek cevap bulamamıştım. Çünkü ne demek istediğini ve bir insanın kendisini neden orada hayal edebileceğini zihnimde canlandıramamıştım. Şimdilerde insanların kendilerini […]
İbrahim Orhun Kaplan’a Mektup
Sevgili İbrahim, Celal Kuru, Yahya’ya yazdığı mektupta şöyle diyor:“Yazmakla konuşmayı ayıran en bariz şey; tanıdıklarına konuşur, yabancılara yazarsın.” Sana mektup yazıyor olmam, kendini yabancı olarak hissettirmesin lütfen. Ben aslında mektup yazmayı beceremem. Hatırladığım kadarıyla en son mektubumu, on iki yıl önce askerde, bölük komutanının “Herkes bugün istediği birine mektup yazacak” emri üzerine yazmıştım. Kimseyi kendime uzak görmediğim için […]
İnsan Olamayışın Istırabı -1-
İnsanoğlunun mevzulara bakışını ortaya çıkaran şey kavramlarla olan irtibatıdır. Kavramların kullanılışı ve tevcih edildiği yerlere göre mevzular anlamlanır. Dil hem bir zarf hem de mazruftur. Dille beraber insan kendisine bahşedilmiş sonsuzluğa mütemayil melekelerini “dile getirir.” Dile getirirken de vasıta olarak kullandığı şeyler kendisine bir sınır biçer. Witgensteinn boşuna “dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır” dememiş. Müslüman için […]
Günden Bugüne
28.12.2020 Bir kişinin belli zaman ve zeminlerde ortaya koyduğu üslup ve tavır, bize o kişinin hayata karşı durduğu cepheyi gösterir. Elbette hareket tarzları değişir ve üslup başkalaşır. Öncenin sonraya çaresizce boyun büktüğü anlar nihayetinde gelir. Tam bu noktada kişi kendindeki değişimin şaşkınlığıyla baş başa kalır. Kendindeki bu değişimi, değişimin kendi penceresindeki anlamıyla değerlendirmeye çalışır. Eğer […]
Kısaca Zarûret İlmi
Zarûret, Kubbealtı sözlüğe göre “mecburiyet, zorunluluk” anlamlarına gelir. Mecburiyet ve zorunluluk hâli, seçme ve tercih yapma hakkının elden çıkmasıdır. Bu durumlarda kişi, alternatif bir yol düşün-e-mez ve yapılması gerekeni koşulsuz olarak yerine getirir. Felsefe, mantık ve kelam gibi ilimlerde ise zarûret, “herhangi bir çaba harcamadan kendiliğinden meydana gelen tasavvur, bilgi, hüküm” şeklinde tanımlanır. Aynı zamanda “kıyas, istidlâl (delîle dayanarak bir husus hakkında hükme varma), istikrâ (tümevarım), gibi […]
