Yunus Emre Uçar Kardeşime Medsiz bir cezir vaktinde boşaltmıştık Tüm muhiti. Bu bir tedbir miydi? Bu bir tedbir olarak elbette mühimdir. Çünkü sular altında kalan bir yalı, Şükre mecbur kılar Gecekondu sakinlerini. Çünkü şükür doyurmaz el ovuşturan sırtlanları. Çünkü “Ordo Ab Chaos” besler onları. Meydan boş… Siperlere gömdük afyon rezili kafaları. O kafalar ki; Elbette […]
Üç Hali Tek Bir Hale Genişletmek ya da İndirgemek: Depreşim Vartası Üç hali tek bir hale indirgemek mi yoksa genişletmek mi? Felsefi metinlerinin buğulu sürüncemelerinin nihai varış noktası, insan zihnini erozyon çatlağı kıvamına getirme ihtirası oluyor. Tek bir kavram üzerinden başlatılan bu yolculuk, sığ akıl bağlamında sürdürüldüğünden, neye ve nereye bağlanması gerektiği noktasında çoğu kez […]
Dilde Diriliş: Yitirilmişin Kazanım İhtimali ve Müjdelenmek Mânâ, estetik ve feyz. “Ne için yazıyorum?” sorusunu doğru konuşlandırmış muharririn yerden yüksekliğidir bu imge. Muharrir yazacak. Yazdıkça bir üslûbun çemberinde olduğunu görecek. Bilinçsiz bir katılımdır bu. Kalem en çok hangi yazardan beslenmiş ve etkilenmişse, o yazarın üslûbuna meyledecek. Kalemin şehveti vardır çünkü. Ve kalemin şehveti, hayranlık duyduğu […]
Dilde Diriliş: Yitirilmişin Yansışım Temayüzü Yazar mı olmak istiyoruz yoksa muharrir mi? Aydın olmak mıdır muradımız yoksa münevver olmak mı? Olmak istediğimizde filozof mu olacağız yoksa mütefekkir mi? Evvela bu kavramlar oturacak yerine. Neyin yanında durduğumuz, neyi karşımıza aldığımızı belirleyecek. Adı konacak evvela, tanımı yapılacak. Subay olmayı istemek; “İster İngiliz ordusu olsun isterse Alman, fark […]
Arz Edince Bazen yalın kalmış bir yürek, bir yalnızlık terennümü ister. Çünkü tekellüme takati kalmamıştır onun. Yalnızlığa öcüye yaraşır gözlerle bakanlar için pek abes gelebilir; yalnızlık kelimesine “terennüm” ibaresini kondurmak. Nitekim güzel şeylerin güzel sözlerle anlatılabileceği vehminde karar kılmıştır onlar. Ne vahim bir vehimdir o! Boğan ve boğazlayan, boğaza dizilen, dizgi dizgi bir tirendizlikle mütemadiyen […]
Kalemi Yinelememek İçin Kalemi Yenilemek Kalem, tıpkı insan kalbi gibi her türlü tesir ve ilhama açık. Her ne kadar etkenlik potasında olsa da hemen hemen her etken gibi edilgendir bir yanıyla. Kalemi daima hedefte tutan iki namlu vardır ki; onlardan ilki zihin açıklığı, ikincisi kalp uyanıklığıdır. Zihinde ve kalpte cereyan eden her şey, dolaylı yahut […]
Kelimelerin ve Anlam İlkelerinin Koşullandırılması ve Konuşlandırılması Nesnel yörüngenin seçilmişlik ilânı, kalem sahibinin kemal noktası değil, bilakis tekamülün başlangıç noktasıdır. *** Birkaç telifin ardından tumturaklı ve mutantan şeyler yazmış olmakla coşku bulan ve heyecana kapılan her muharrir, lafızların ardını boş bırakmaya mütemayildir. Ve yine muharrir, bazen kalemin kendi bağımsızlığını ilân ettiğini, kelimelerin birbiri ardına sıralanıp, […]
1899 Yılında Altay’ın Köktogay bölgesinde dünyaya gelen Osman İslamoğlu, yıllarca baba mesleği olan çiftçilik ile iştigal etmişti. 12 yaşına geldiğinde ise Böke Batur’un mahiyetine girmiş ve kendisinden savaş sanatlarını öğrenmişti. Böke Batur, Osman İslamoğlu için hem hoca, hem ağabey hem de komutan olmuştu. Nitekim Böke Batur, Çin’in zulüm ve zorbalığına karşı direnen pars pençeli bir […]
