“Sanatın eski günlerinde, Yapıcılar, işliyorlardı büyük bir özenle, Tanrı’nın o her gün, her yerde Görünmeyen varlığını gözeterek.” – Henry Wadsworth Longfellow 12. Yüzyıl İtalyan Hümanizması’na kadar estetiği gören gözlerin bakış açısı, tapınma duygusuyla dünyaya teşrif eden insanın aidiyet hissiyatıyla ihya oluyor ve elleriyle var olan insan; elleriyle ortaya koyduğu her türlü cismaniyetin nüvesine ilahi bir […]
Zamân-ı hâzırda bilcümle hükme muntazır olacak kadar mert, sadakat teftişini kendi vicdan mizanında tartacak kadar cevval olan erbab-ı liyakata cevaben… Gerçi dilimin “yâ” sesi emmârede kalmışdır Amma sözümün kânesi dost-pârede kalmışdır Yoldur yürünür er kişi kimmiş bilinir şeyhim Heyhat kırılan kol da aşikârede kalmışdır Gafle düşenim ben bu sözün hakka delaldir Göz Hakka nazar kıl […]
Geleceğin hayali, gecikmekle mükellef.Sabır tanesi gözden yontulmuş güher..Ve umulmayanı yaşamak, bir vebal gibiEhramlar diker de içimde;Anı teessüfe çıkar her heves. Ölümcül olmayan ölümler tanıdımSandalyem sanık, masam kumral ve serinYeni bir mesai seziyorum toprak kokusundan..Perde perde kapanan bir ışık,Sönüyor şimdi karanlığı tattırmak için. Seziyorum hep bunlarıSeziyorum sezgilerin fetih çağınaBir çağrı işitip, öyle […]
1. Tahammülsüz yürümenin Eyvallah’ını bilirim. Yedi iklimde yetmiş tufan deren kim? Çatık kaşlarla doğmuşum ben, Ah doğmuşum da ne iyi etmişim! Ve sen, Bende yeşerdiğin günkü gibi Öyle taze ve öyle giranbaha ve sâyende mısralar güherdir. Öyle sensin ki sen, Her uyaklı durakta içimin şiirini emzirdin. İlk günkü gibi Beni hiç terk etmedin. Yüzüm yüzüne […]
Adudüddin el- Îcî, meşhur eseri Ahlak-ı Adudiyye’de düşünmenin üç hali olduğunu öne sürerek şunları söylüyor; “Düşünmenin itidali hikmet, tefriti kalın kafalılık, ifratı ise cerbezedir.” Her şeyde mutedil davranmanın hikmet payesi olduğu herkesçe malum iken, düşüncenin ifrat boyutundaki tehdit ve tehlikelerin neye denk düştüğü ve nereye vardığı kıymetli bir meraktır. Adudüddin, düşüncedeki tefriti izah ederken son […]
Kaybolmak ve Yitirmek Mütefekkir, ait olmadan, aidiyet duymadan ve feragat dediğimiz çetin irade eylemini en doğru yörüngeye sabitlemeden kendi sabitelerini oluşturamayacak ve hezeyan bulvarında dönümsüz voltaların amansız divanesi olmaktan kurtulamayacak. Kısacası mütefekkir, hayatiyet bellediği kaidelerin varlığında tüm varlığını kaybetmeden, ‘basübadelmevt’ini yaşayamayacak. Bizim ait olduğumuz şey, bize ait olan şeyler bahşedecek. Mutlak Olan’da sebat ettikçe biz, […]
Der vasf-ı bahar biz güze elbette muhâldir Ey gonca ruşen vasl-ı sükût işte bu hâldir Ömrüm sıla-bilmez gibi hicrânla karılmış “Ey köhne” diyorsun “bana gelmek de zevâldir” İçten içe “var yurduna dön git” mi diyorsun Ey gonca güzel hor güle gülşen de melâldir Senden beri döngel orucum mey’le açılmış “Ey köhne” diyorsun “bu sözün küfre […]
Deniyoruz. Denedikçe, denemiş olmanın verdiği teşebbüs cür’etiyle “dahil” olmuş oluyoruz. Pratik fasılada, alttaki başlıklarla deneme yazma vazifesini “muharrir”e tevdi ediyoruz, Vesselam. – Cim halkasında nokta – Sınavda boş kağıt vermekle sınava girmemek arasındaki fark – August Wilhelm Schlegel’in, “Eskileri, zamana meydan okuyarak çağları aşıp gelmiş olan eskileri okuyun büyük bir iştahla. Yenilerin söyledikleri pek bir […]
Ecel Önsezisi Sarf edilen her zerrenin (tefekkür eyleminin) hayata izdüşümünü moral varsayımlarının ötesine taşımak ve sezgiye ulaşmak.. En çok da ecel önsezisine ulaşmak. Yalnızlık esasını göğüslemiş mütefekkirin içsel denetimi buradan tebellür ediyor. Vehim ve sezgi. İkisi de ilhama dönük. Biri şuurun karıncalanma hali, diğeri ise şuurötesine çıkma durumu. İnsan vehme kapılabilir. Nitekim kapılmak, bir irade […]
Dilhane Dergisi 49. Sayı’da yayınlanan yazımızdır * Dergiye Erişim İçin: https://www.dilhane.net/dijital-dergi/ocak-2022 * *** “Var olmak, bir mesajı olmaktır.” – Sezai Karakoç Evvelce büyükler; lazım gelenin icabını yerine getirdikleri eserlerinde, lüzumlu olan şeyi; eserin dibacesinde hülasa eder ve “işbu sebeple, bu icabın infazı için; hassaten Rızay-ı İlahiye’ye mazhar olabilmek ümidi ile bu eser neşrolunmuştur” diyerek, meseleyi […]
