Tevhid ve Vahdet kavramlarını, dolayısıyla “tek” kavramını akıl postulatından kotaramayan batı, dogmatik “tek” yerine gözlemlenebilir “en”i tercih etmiştir. En büyük tanrı Zeus, en güzel tanrı Afrodit gibi tanımlamalarla, azâmet kavramının yontulup, talaşlardan tanrıların yapıldığı Yunan Miti, Grek Felsefesindeki düalizmi; düalizm ise Hristiyan inanç sistemindeki teslisi doğurmuştur. Onlar için ilk önce kaos vardır ve kaos her şeyde var olagelmiştir.
İsmet Özel, dört incilden Yuhanna’yı tercih ediyor. Bu tercih ediş, Yuhanna’nın “İlk önce söz vardı” ifadesi ile başlıyor oluşundan başka hangi gerekçeyi karşılar, bilinmez. Filhakika,“söz” dediğimiz yankı, hakiki söyleyişin epistemolojik organizasyonuyla muhkem hale dönüştüğü zaman şahikalara varıyor. Çünkü hakikat bilgisi yükselticidir ve hakikat yücelerdedir. Sözgelimi, Vahiy Muhatabı, fetret dönemi boyunca o mahzun bakışlarını göğe yöneltti. […]
Balığın karnında teslim oluşu yitirene.. Varsın son söz hitamına ağlasın Ne adi bir kadehtir sözü yarım bırakmak.. Varsın son söz hitâbına ağlasın Göz zinasıdır acıyan gözlerle bakmak.. Seni filikalardan ittiklerinde ben, Bir güverte sakiniydim ve bahriyeli Esenlik vaadiyle çeldikleri bir adamı Üşüten sularda katlettiler, böyle daha mı iyi? Dağlara olan aşkını anladığım gün, Mağarası bol […]
Beni bir şiire mecbur ediyorsun Ki düşmektir bu, anlaşabiliriz. Hançeren yırtılır gibi oluyor sen şiirle gelirken Bir “topal leylek!” narası duyuyorum telgraf tellerinde Sonra topallayarak çıkıyorum, Saklandığım o yerden Kuyu demiştin, Bu bahsi es geçmeyelim “Her şey bir şeye düşer” Demişti bir de; Nişabur silsilesiyle sille tüketen, Bir mübarek el öpmekliğiyle Ellerini öpülesi eden o […]
Doldur siyâha matemin engiz-i hârını Aşkın hazânıyım dahı bilmem bahârını Madem yitirmişim gecenin nev-nehârını “Ağyârım ağlasın bana hem yârım ağlasın” Sûkut etsin gönül buna ruhsârım ağlasın Hikmet sözün Hakîm-i Sühân’dan işitmişim Gevher nidâsını genc-i nihândan işitmişim Eyvah gülün âhın yine handân işitmişim Bağbânım ağlasın bana hem bâğım ağlasın Solsun çemeni düzlerin ol dâğım ağlasın Hasret […]
Sözde darb’ül mesel iradına söz yok amma Söz odur âleme senden kala bir darb-ı mesel -Nâbî Fasih bir Türkçe konuşmak lazım gelir ki fasih türkçenin bir kavram lehçesi olduğunu bilme yükümlülüğünü yerine getirmiş olalım. Irmakların denize akışı gibi sözlerin de kalbe akması beklenir. Denize hem ırmak hem lağım akar. Yine de denize tahsis edilen bir […]
Söylendi sözün görklüsü evvelce nihayet Bir uyku arardım ki kararımca ibadet İrticalen edilen yeminlerin zilletiyle İzzet bulan, Bahanelerin şavkında duran, Hurçlarda korunan, Naftalinle korunan o dekadan unutkanlık! Onu uykularla arındırmak önce Ve sonra baharı muştulamak ona Elbet böyledir boyun borcu. Baharın gelişiyle yedi yaprak düşerdi Yedi iklimin, yediler meclisinden. Bir ahdi tazelemek, Adet süreğidir ne […]
Peykeler yassı durur Düşende olmaz gurur Mağrur olma sevdiğim Ölüm seni de bulur. -Çuval diktim elimle Durulmam bir yeminle Bilmez misin a oğlan Yoktur kefende iğne Yaprak döker güzünü Ecel tutar sözünü Yarim madem ölüm var Güldürsen şu yüzümü -Alca kuşak belime Ecrim yalnız beyime Gel kendine a oğlan Gülmek senin neyine Kuşağında adım var […]
Ey hicap dolu gözlerin onulmaz humması Beni yüreğimin mihenginden vurmalısın Ey göğü çiçeğe durmuş sevilerin turnası Beni ferimin yittiği bir anda bulmalısın Benim harcım değildi sunaklarda uyumak Sığ bir yunak aradım durdum baş eğmek için Taş ekmek için tarla tapan boyunca bu kurak Üst dişe tahammülü kalmamış alttaki dişin. Adına hafıza diyesim var bu kabul […]
Dün gece aynada kendimi Koca bir korkuluk olarak gördüm. Omuzumda kargalar cilveleşiyordu… I. Hükmü yoksa hayatımda bir saat öncesinin Köse kalemler yazmıştır sermayemin dibacesini. Sayıklarken düşürdüğüm, Sayıklarken düşürdüğüm, Sayıklamaktan düşürdüğüm muamelat inceltisi Tiz seslerine katık etmiş de beni İlk dönemeçte bir kelepçe; Boğukluk desisesi. Uyluk kemiklerimin var bir vebali Bunu ezberime mıhlayıp Bir nedamet getirmekse […]
