Başlığın can sıkıcı yanı tespit cümlesi olmasından nihayetinde bir savunma cümlesi olmasından ziyade olası tehlikelere göz yumma, kötü şeyleri tolere etme çabasıdır. ‘Çocuk’ kavramı, çocukluğu tanımlamaktan ziyade bir çok pisliğin altına süpürüldüğü bir halı işlevi görmeye başladı. Ağaç yaşken eğilir lâkin biz bu deyişi genellikle bir davranışı benimsetme olarak algılıyoruz. Yani o deyişten alacağımız bir […]
Hakikati savurmak bile artık öylesine zorlaştı ki… Bir çocuk cinayete, sapıklığa, zulme kurban gitmese hakikat lügatin tozlu sayfalarında kaybolup gidecek. Sahi ne önemi var mesele lügatte kaldıktan sonra? Olacak olan kötülük olduktan sonra olsa ne olur olmasa ne olur? Yaşanmayan, savunulmayan nihayet savrulmayan hakikatin lügatte varlığını sürdürmesinin bizden başka kimseye ne faydası var bilmem ama […]
“İnsanın elindeki tek iktidar duadır. ” der İsmet Özel. Dilimizdeki bu iktidarın nasıl oluştuğu ve nereden geldiği arayışı bizi kelimelerden köklere, hatırlardan hatıralara bir yolculuğa davet ediyor. İcabet… Leyle-i kadr diyoruz, bin geceden daha hayırlı, Kur’an’ın nazil olmaya başladığı, meleklerin yeryüzüne indiği, ademoğlunun kusurlarının örtüldüğü ve duaların kabul edildiği o geceye. Gününü tam olarak kestiremesekte […]
Affına dönmeye dilimSecdene sürmeye alnımMescide varmaya dizimKelimesiz kaldım. Tövbeye çağırmaya aklımGariplere yanmaya kalbimZalime uğramaya hışmımKelimesiz kaldım. Sözüme dönmeye sözümKurtlanmış ettiğim yeminDişlerimde kardeş etinKelimesiz kaldım. Ecel şerbetini ağu bildimDikenli yokuşta yürümedimTeraziye basamadım.Kelimesiz kaldım. Heybemle vara varaBütün yollar Sana çıkaMahşer yerin sora soraSana geldim.
Bir toprak parçasının üstünde herkes hayatını sürdürebilir lâkin orası sadece o toprakla ünsiyet kuranların vatanıdır. İnsanlar, o bütünün bir parçasına burun kıvırdığında vatansız, milliyetsiz hale gelmeye başlar. Dil de böyledir. Herkes o dili konuşabilir lâkin o dil milli ve kalbi bir bütünlük kurmuş insanların vatanı haline gelir. Dilini küçümseyeni, önemsemeyeni o dil terk eder, o […]
Bir harpten bahsediyorum.. Harbin karşı tarafı görünmediği ya da karşımızda topla, tüfekle “hurra” diyen bir kalabalık olmadığı için harp kelimesi fazla görülmüş olabilir. Fakat hadîsi şeriften yola çıkarsak insanın savaşının en çok kendisiyle olduğu fark edilebilir. Dil de kendiliğimizi -özelinde şahsiyet, genelinde millet- etkileyen hatta belirleyen asli meselemiz olduğuna göre bir harpten söz edebiliriz. Dil […]
Hak ettiği değeri görmeyen o kadar başat şey var ki içimizde, dışımızda… Kendimizden, kalbimizden başlasak sıralamaya yolun sonuna varamayız.. Fakat insanın kendiyle olan muhabbetine müdahil olmayız.. Hak ettiği değeri görmeyen bir çok şey şahsi olduğu için onlara da müdahil olmayız. Fakat bazı şeyler var ki onlara hak ettiği değer verilmediğinde bunun mesuliyeti, zahmeti hepimize yüklenir. […]
Kuraklıktan suyu çekilmiş bir dere görsemÜzülmüyorumMusa geliyor aklımaDereden karşıya inançla geçiyorumVe hayalle karışık bakıyorum ardımaNe bir tabur düşman, ne bir okSay ki kurşun, tut ki yırtıcı bir hayvanO da yokDerenin hışımla akmasını şimdilik beklemiyorum **Üstünden geçtiğim derenin taşları yıkayışına aldanmadanTaşların dereleri yıkadığını öğrendim,Köylü kadınların çabalarından.Derelerden su içildiğini de öğrendim,Babamın hatıralarından.**Ben bu suları bir yerlerden hatırlıyorum;İster […]
Türkiye’de realite adı altında fakat ideale ulaşamamış daha da kötüsü sloganist bir dilin ötesine geçememiş tabirdir “dışa bağımlı olmamak.” Belki bunu hiçbir zaman başaramadık lâkin şöyle bir ritüeli vardı bu milletin “içe bağımlı olmamak.” Üstelik bunu bağımsız olmak pespayeliği peşinde değil yük olmamak asaleti içinde sürdüren bir millet zuhur ediyordu Anadolu köylerinde. Bu insanlar “kendi […]
Bilim-teknolojiyi menfi eleştirel açıdan ele alınca genellikle fizik eksenli tehlikelerini, tahribatını görüp dile getiririz. Nükleer silahların ve tıbbi silahların ulaştığı korkunç boyutları fark ederiz. Yaşadığımız acı hadiseler bilimin çoğu kez görmezden geldiğimiz fizikötesi tehlikelerini eteğimize döktü. Başımıza gelen musibetleri bilimsel-teknolojik yetersizliklerle açıklamak, Müslümanlar için sorulacak hesaptan kurtulmanın bu cihanda mümkün olduğu zannına sebebiyet verdi. Müslümanlar, […]
