LATEST POST
AHLÂKIN MERKEZÎ FAKÜLTESİ
İnsanoğlunun tüm yapıp etmelerini kuşatıcı bir şey varsa bu ahlaktan başka bir şey olmasa gerektir. Zira iyi ve kötü sarkacına denk düşmesi muhtemel ne varsa bu “ahlak”ın da meselesi olarak tezahür edecektir. Bu tezahürde ahlakın dayandığı mesnede göre eşya anlamını bulacak, fert mevcudiyetini bu yolla sağlayabilecektir. Her şeyden önce dile getirmek gerekir ki esasen ahlak […]
Münacaat
Mayhoş hisler eşliğinde, Ne olduğumu bilmeden, Bilmeden vaziyetimi, Bulduğum ne bilmeden, Bir şey seçtim. Her an bir seçenek daha, Sunuldukça açılan yol kesbetmeye, Yakına yakına, yakınına, Görmeden mi geçtim? Bir ses duysaydım ne olurdu böyle anlarda, Koşsaydı göğüs merhamet kafesini tutmaya, Bir renk görseydim eğer tam o sırada, Gösterilen ne çok şey var, -Mı diyecektim? […]
Türkçenin Sırları
Nihad Sami bey, Fuad Köprülü ve Yahya Kemal tedrisinden geçmiş, babadan ve dededen şair bir Türkçe piridir. Bu vesileyle Türkçe’yi mesele edinmesi tabiî olacak ilk kişilerdendir dersek mübalağa olmaz. Kitaba dair söyleyebileceğimiz ilk şey araştırma-deneme karışımı bir kitap oluşudur. Kitaba, Türkçe’nin Sırları isminin verilmesi ise güzel bir tercih olmuş. Sır, efsun peşinde koşulan bir çağda […]
Sırrın Peşinde Sırlı Bir Ömür
“İlm ile hikmet ile kimse ermez bu sırra Bu bir acayip sırdır ilme kitaba sığmaz” – Yunus Emre *** “Bir gövde borcum vardı toprağa Verdim borcumu Ruhumun toprağa borcu yoktur benim. Arama toprakta beni ben başka yerdeyim.” Merhumun “Kabir Taşım” adlı şiiri böyle başlıyor. Fakat her şey çok daha önceden başladı. *** Doğdu. Sene 1910. […]
Aslolanı Bilmek Ya Da İlm-i Küll
Hazreti Ali’nin “ İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı” sözü bugünün dünyasında verilerin insanların zihinlerine boca edildiği bir vasatta, üzerinde hayli durulması gereken bir sözdür. Zira pek çok insan zamanın ilerlemesi, teknolojik aletlerin gelişimi dolayısıyla insanın bilgiyle olan irtibatında da bir kuvvet, fazlalık meydana geldiğine inanarak hayatlarını devam ettirmekte, işlerini bu yoldan yürütmektedir. Kendilerini […]
Machiavelli’nin Hükümdar Tasavvuru
Sahip olunabilirliğin zirvesi hükümdardır. Hükümdar, tahtı altında koca bir maiyet, ordu, halk bulunan devletin en büyük yöneticisidir. Halk (avam) feda edilebilir yığınları ifade eder. Tarih boyunca devlet idare etmekle ilgili yüzlerce tasavvur, teori ve çalışma ortaya atılmıştır. Devlet gibi bakmak başka halk gibi bakmak bambaşkadır. Hükmetmek tarih boyunca insanlığın her asırda ihtiyaç duyduğu önemli bir […]
Boş Mezarlar
Birçok mezarlığı ziyaret etmiş birisi olarak refikamın vatan-ı aslîsinin mezarlığı gibi ilgimi çekeni olmadı. Belki Anadolu’nun bir çok köyünde buna şahit olan vardır, belki de bozkıra hastır bilemiyorum şu boş mezarlar. Bizim memlekette yani Karadeniz’de mezarlar ölüler kadar taze iken biricik bozkır köyünde mezarlığa girdiğinizde yıllanmış boş mezarlar karşılıyor sizi. Hepimizin mâlumudur, bozkır türkülerinin, şiirlerinin […]
Uysal Koyunu Sürüden Ayıran Kurt
Balığın karnında teslim oluşu yitirene.. Varsın son söz hitamına ağlasın Ne adi bir kadehtir sözü yarım bırakmak.. Varsın son söz hitâbına ağlasın Göz zinasıdır acıyan gözlerle bakmak.. Seni filikalardan ittiklerinde ben, Bir güverte sakiniydim ve bahriyeli Esenlik vaadiyle çeldikleri bir adamı Üşüten sularda katlettiler, böyle daha mı iyi? Dağlara olan aşkını anladığım gün, Mağarası bol […]
