LATEST POST
İnsan Olamayışın Istırabı -7-
İnsan hatırlayandır. Hatırlamaları dolayısıyla kendiliğini bilir ve bulur. Hafızanın olmadığı bir dünya, insanın da giderek kendinden uzaklaştığı bir dünyadır. Diğer yanıyla insanın kemale seyrindeki hassas nokta neyi hatırlayıp neyi unuttuğuna dair kendindeki tasavvurudur. Hatırlanması gerekenler unutulmaya terk edilirse hatırlama insanı kemale değil zevale savurur. Hayır ve şer ikiliği kendini, hatırlamada da gösterir. Hatıralar insanı davet […]
İnsan Olamayışın Istırabı -6-
İnsan olamayışın ıstırabını duymak insan olmanın şerefine yakışır bir yere varacaksa anlamlıdır. İnsanoğlunun dünya hayatında yapıp ettiklerinin varacağı yer insan oluşun kemaliyle alakası nispetinde Allah katında değer bulur. “Üstünlük takvadadır” hadis-i şerifinden anladığımız üzre insan olmanın hakikati takvaya merbut bir hayatı yaşamakla mümkündür. Bu mümküniyet imtihanın kendisidir. Mümkün olanlarla sarılı bir hayatta doğru ve güzel […]
İnsan Olamayışın Istırabı -5-
İnsan mukayyet olandır. Mukayyet kelime manası itibariyle kayıtlanmış demektir. İnsanın kayıtlanışı evvel emirde Allah’ın onda yarattığı fıtrî istidad olarak vicdanı dolayısıyla gerçekleşmektedir. Bu vicdana sahip çıkarak bir ömür sürmek de, onu öldürmek ve canavar haline gelmek de insana verilmiş seçeneklerdendir. İmtihan hayatı, ölümün ve hayatın sırrı insanın Allah’a kulak vermesi üzerine kuruludur. Allah’a kulak vermekten […]
Evini Yitiren İnsan
İnsanı ayakta tutan şeylerden biri de evine döneceğine dair kendisinde meknuz tasavvurudur. Eve dönüş yolu insanın gönül itminanının yegane mercisidir. Öyle ki insan dönüş yolunu anlamlı kılmak şöyle dursun onu lirik bir seyahate dahi dönüştürür. Ev varsa yolculuk anlam kazanır. Çünkü yolculuklar evden başka bir yere yapılır. Evin olmadığı yerde yolculuk biteviye bir azap olur. […]
Çocukluğun Yeniden Keşfi
Bu yazı ilk olarak Dilhane Dergisinin Nisan sayısında yayımlanmıştır. Dergiye şu linkten ulaşabilirsiniz: Dilhâne | Aylık Dijital Dergi | Dijital Kütüphane (dilhane.net) “Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi” Sezai Karakoç çocuk olmanın ufkunu çizen ve kendi çocukluğunu resmettiği “Çocukluğumuz” isimli şiirini böyle bitirir. Çocukluğun güzün dökülen yapraklar olarak resmedildiği bu şiirin ilk yazılışının 1960 yılına tekabül […]
Bir Tabloda Şakkolmuş İki Hikâyenin Şiiri
Tesbihinde gaflet arayan adamların nefesidir İnanmanın pîr-u pak tablosunu çizen. Ama Chicagoda bir sergide satmak da ihanettir Onların dilinde sanat hikayesidir solgun renklerin. Muşamba dekor ve çapraz akisler söz konusuysa Bitmeyen ızdıraplar artık dilindedir. Öğle vakti bir çocuğun kaybolan yeleğinin Bastonunda beliren musikiyle peşindedir. Tarkovski desem, kurban desem yanan bir ev Her delide beliren velayetin […]
Eve Dönüş Yolumuz: Tarih Tasavvurumuz
İnsan karar verendir. Karar, belirli bir istikrar arayışının peşi sıra, tereddütlerin aşılması sonucu meydana gelir. Karar vermenin öncesinde elde bulunan bilgiler idrak vasıtasıyla yorumlanır, yorumun peşi sıra ise hüküm meydana gelir. Modern zamanlar insan fertlerinin kendi karar “mekanizma”larını cihazlara teslim ettiği zamanlardır biraz da. Geleneksel değer ve anlayışlarla mücehhez kadim insanın kararları aşağı yukarı bu […]
Batı’nın Tarih Tasavvuru: İlerlemeci Anlayışın Tezahürleri
Hayatın seyri kesin hükümlere ve kalıp yargılara indirgenemeyecek kadar göze alınamaz, bilinemezdir. Mutlak hüküm sahibi, âlim olan Allah’tır ve insanoğlu teknolojik olarak ne kadar “ilerler” ise ilerlesin yine de O’nun izin verdiği ölçüde “bilebilir”. Bilginin Thomas Hobbes’tan beri güç olarak telakki edildiği mâlumdur. İçerisinde bulunduğumuz dünyada da bilgi güç merkezli olarak alınıp satılır hâle evrilmiştir. […]
