LATEST POST
Hasret: Dikenin Sızlattığıdır
Hiç kimse bir diken gibi dokunamaz insana. Acıdan ziyade sızı verir. Niçin? Bir kaç güne parmağınızda ne acı ne de yara izi kalmaz da onun için. Sızı bir kez sokuldu mu kalbinize, bir daha unutturmaz kendini. Meselâ ben bu satırları elime en son batan dikenin üstünden aylar geçmişken yazıyorum, yazabiliyorum. Diken dokunmuyor aylardır ama sızısı […]
Çatık Kaşlara Çatınca
Uslandı sansam da o insan İlk hicviyle yolda sınandı Dostunu dikenle sıvar insan Acep dikeni mızrak mı sandı? Ahesta bir adım mı o adın? Ya koş ısırsın toynaklarını deli kısrak Ya yürü bu yol maksuda çıkar Ya sürün ama cayma ille de yaklaş Ekmek gözüme sormam; “nerede kaldın?” Çamuru henüz tatmış değil bu kumaş Bu […]
Cem-i Cuma: Kayıplarımız Var
Planlamamıştık. Yazarlarımızdan Fatih Tekin, “Kaybettiklerimiz Üzerine Bir Deneme” başlıklı yazısıyla start verdi haftaya. Salı günü Fatih Tekin’in günü olmasına rağmen, bu haftaki yazılar salıdan itibaren başladı. Fakat bu, planlamadığımız bir planın en büyük parçasıydı. Olgun (Verim) ağabey bana yazdı salı akşamı. “Oğuzhan” dedi, “Fatih bu hafta kaybetmek üzerine yazmış. Tevafuk bu ya; ben de ‘Kayıp […]
Muharririn Sonsuz Yolculuğu, II. Bab
Nesnel Yörüngenin Seçilmişlik İlânı ya da Yörüngeye Dahil Olma Kalem neyi yazacak? Hangi yörüngede, hangi yazın türünde ihtisasını tamamlayacak? Hangi okuyucuya, hangi kanaldan hitap edecek ve hangi yöne işaret edip; “işte bakınız, boyut üstü boyut var!” diyecek? Bunca parametreyi hesap etmemek, kalemtıraşı ciddiye almamak demektir. *** Esin, ilham ve muhayyile kavramları, yazar zümresinin öncül gerekliliklerindendir. […]
Muharririn Sonsuz Yolculuğu, I. Bab
Dünden Bugüne Seçilmiş Nesnel Yörüngenin İmlâya Yansısı veya İmlâyı İhata Edişi Birkaç ay önce başladığımız ve fakat bir müddet ara verdiğimiz “Muharririn Sonsuz Yolculuğu” yazılarımıza artık burada devam ediyor ve sürekliliği muhafaza etmek adına aynı kronolojiyi buraya tatbik ederek en baştan başlıyoruz. *** Seçilmiş nesnel yörüngenin geniş bir skalada eşsesli ve asortik birçok organizasyonu bulunmaktadır. […]
Muharririn Sonsuz Yolculuğu Muharririn İçindeki Yoldan Geçiyor
Şiir bir cennet bahçesi Girmeyene anlatılmaz. Cennet nedir, bahçe nasıl? Görmeyene anlatılmaz. Şair gülü, şükür gülü Yaprak yaprak dokur gülü Her mısradan fikir gülü Dermeyene anlatılmaz. İne gönül, kalka gönül Hep doğruya baka gönül Hak vergisi.. Hakk’a gönül Vermeyene anlatılmaz. Şiir toprak kokusudur Şiir damla damla sudur Ermişlerin duygusudur Ermeyene anlatılmaz. Şairler sultanı Yunus Her […]
Muharririn Sonsuz Yolculuğu, 13. Bab: Estetiği Güncelleştirmemek
“Sanatın eski günlerinde, Yapıcılar, işliyorlardı büyük bir özenle, Tanrı’nın o her gün, her yerde Görünmeyen varlığını gözeterek.” – Henry Wadsworth Longfellow 12. Yüzyıl İtalyan Hümanizması’na kadar estetiği gören gözlerin bakış açısı, tapınma duygusuyla dünyaya teşrif eden insanın aidiyet hissiyatıyla ihya oluyor ve elleriyle var olan insan; elleriyle ortaya koyduğu her türlü cismaniyetin nüvesine ilahi bir […]
Yerde Kalmamıştır
Zamân-ı hâzırda bilcümle hükme muntazır olacak kadar mert, sadakat teftişini kendi vicdan mizanında tartacak kadar cevval olan erbab-ı liyakata cevaben… Gerçi dilimin “yâ” sesi emmârede kalmışdır Amma sözümün kânesi dost-pârede kalmışdır Yoldur yürünür er kişi kimmiş bilinir şeyhim Heyhat kırılan kol da aşikârede kalmışdır Gafle düşenim ben bu sözün hakka delaldir Göz Hakka nazar kıl […]
