İçinde bulunduğumuz dünya, ertelemenin hükümran olduğu bir dünya haline getirilmiştir. Önemli olanın, öne alınması gerekenlerin tehir edildiği, oluşları ile yok oluşları arasında bir farkın bulunmadığı, yahut oluşlarının insanın aleyhine işlediği şeyler insanlar tarafından gün be gün hayatlarının merkezine yerleştirilmektedir. Anne – babaların çocukları için endişelerinin toplandığı yer, ahlaki tutumları ve karakterlerinden çok mesleki başarılarıdır. Ebeveynlerin […]
Tasavvuf, yalnızca Allah’a vasıl olmanın şeriate sımsıkı bağlı bir yolu değil; eşyanın hakikatinin anahtarlarını vermenin de müessesesidir. Ameli bir yolculukla seyr-i süluk devam edegelirken; sâlike eşyaya bakışta müteal olana yönelik bir demet anahtar da verilir. Elbette bu husus, yani nazari olana bakıştaki müteal boyut, ferdden ferde farklılık arzedecektir. Ameli olanı destekleyen vedahî ameli olanı mümkün […]
Müslüman olarak şayet İslâm’ın aslına dair bir anlayış ve bu anlayışı doğuran bir bilgi ile mücehhez isek; Kâinatın efendisi yoluyla eşyanın hakikatine muttali olacağımızı kestirmişiz demektir. Hazreti Peygamber aleyhisselamın hayatı yaşanmış ve bitmiş tarihi bir süreç değildir. O, hayatını yaşarken yaşamanın gayesi ve usulünü de tebliğ etmiştir. O’nun tebliği hem temsilî hem de telkinîdir. Yaşanmaya […]
İlim bir şeyin hakikatini bilmek demektir. İrfan ise bilinen şeyin insana tüm veçheleriyle nüfuz edişidir. İlim irfana götürdüğü takdirde hikmet yolculuğudur söz konusu olan. İrfanın yokluğu ilmin akamete uğrayışı demektir. Bilmek artık ahlaki bir yolculuk için azık olmaktan çıkmış, insanı kıskacı altına alan bir silah olmuşsa, bilgilenmek de aslını yitirmiş demektir. Batı’nın nihâi yolculuğunda azığı, […]
Herhangi bir cemiyet nizamı insanı tanıdığı ölçüde onu köşeye sıkıştırmaktan, ahlaki düşüklüklere teşvikten, şerefini payimal etmekten çekinecek; asgari yaşama düzeyini ona vermek yoluna gidecektir. Asgari yaşama düzeyinden maksat yalnızca maddi imkanlar değil, maddeyi de anlamlı kılan manevi hususlardır. İnsanın ulaşması istenen vaziyete yolculuğunda her aklı başında düşünür toplumsal düzeni ve bunun sağlayıcısı devleti; düşünce serüvenlerinin […]
Bilmek nedir? Bilmekten murat insanın bir takım veriler vasıtasıyla bir şeylerden haberdar olması mıdır? Yahut bilmek dediğimiz şey tek katmanlı bir hadise midir? Bilmek yoluyla insan bir takım şeylerin künhüne vakıf olabilir mi? Bunların hepsi yahut hiçbiri. Bilmenin hakikati bilinen şeyin insanda uyandırdığı tesirlerin ondaki aks-i sedalarıdır. Ateşin yakıcı olduğunu bilmek ondan uzak olmayı sağladığı […]
İnsanoğlunun durduğu yeri hayli belirgin bir biçimde ifşa eden aşk ve nefret kutupları kadar başka bir his ikilisi var mıdır acaba? Biriyle canını uğrunda feda edecek kadar varlığını yok sayma, diğeriyle nefrete mucip şeyin yokluğu için canını feda edecek kadar varlığını adeta haykırmadır aşk ve nefret kutupları. İnsan bu kutupları yerli yerine oturttuğu, muğlaklığı ortadan […]
İnsanın yapıp etmeleri, ağzından çıkan sözleri, bu sözlerini doğrulayan yahut yanlışlayan hayatı dolayısıyla, şahsiyeti kıvamını bulur. Ferdin yüksekliği hayatını bir mutabakat üzere sürdürmesiyle alakalıdır. Kal ile halin mutabakatı insanı ruhî olarak fevkalâde (adet üzere olanın üstüne) yerlere taşır. İnsan olmak makamının ne ehemmiyetli bir makam olduğunu, asıl vazifemizin bu mesele üzerine bina edildiğini bilenler hayatlarını […]
“Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu / Gönül gönlü bulsaydı, bozkırlar gül olurdu” 1980’de, öte âleme hicretine üç yıl kadar bir süre kala bu kısa şiiri kaleme almıştı Üstad Necip Fazıl. Çile’nin sayfalarında, şiirlerde kendimi, biraz da bizi ararken yıllar sonra tevafuk ettiğim bu mısralar Yalçın Koç’un “Anadolu Mayası” isimli eserini okuyuşumun üzerinden kısa bir […]
Bulunduğu yerin izahını yapmak niyetinde olan her kafa “neredeyim” “nereden” buraya geldim, buradan “nereye” gideceğim sorularının peşine düşmekle mükelleftir. Bu soruların peşinde bir seyir ise ferdin kuşandığı, meselelere sarktığı bir merkezî fikir etrafında anlamını bulacaktır. Sözgelimi “neredeyim” sorusunu Hobbes sorunca mekanik materyalizm anlayışı mucibince madde, beden ve vatandaşları meydana getiren politik gövde cevabını vermekten gayrı […]
