Kültür üzerine yazmak, biraz da havanda su döğmeye benziyor. Kavramlar, hele göz önünde olan ve biteviye içi doldur boşalta maruz kalan kavramlar ilk elden kendilerini size açmak zahmetinde bulunmuyorlar. Ama meseleye giriş açısından kültürün şu dört anlamını göz önünde bulundurabiliriz: Bu dört farklı anlamı, son anlamlandırma tarzı üzerinden toplayabiliriz. Böylelikle sanat ve düşünce gibi elit […]
Etrafında olan biten şeyleri kendinde bir anlama büründürmek isteyen bizler, bilmenin bize bahşedeceği alanları farketmekle bir yola girdiğimizi tahayyül ederiz. Hele ki mesele bu “bilmek”le kazanılacak şeylerse dikkatimiz bu noktada düğümlenir. Acaba bugün en çok neyin bilgisine muhtaç hissetmekteyiz kendimizi? Sonsuz bir arzla bürülü iktisadi sistemlerimiz bizde belirli bir süre sonra bazı önkabuller oluşturur. Bu […]
Belli bir süredir zaman ve mekân meselesine dair metinlerle ilgileniyorum. İçinde yaşadığımız gerçekliğin bir yandan zamandaki kırılmayla, diğer yandan mekânın bu kırılma üzerine inşa edildiği gerçeğiyle yüzleşmeksizin anlaşılabileceğini düşünmüyorum. Yüzleşmek / yüzyüze gelmek bazı gerçeklerin kabulü ve tetkikiyle mümkün ancak. Zaman hem içinde yaşadığımız hem de geçip giden bir şey olarak ele avuca sığmaz mahiyetiyle […]
Hayatı faal bir şekilde yaşamak, bilgiyle irtibattan doğan bir kaynaktan başlayan ve sosyal ortama doğru süzülerek inen bir anlamlandırma serüveniyle mümkün olabilir. Burada mesele bilginin mahiyetinde düğümlenir. Bilgi konusu kabul edilen ve edilmeyen şeyler bilgi hiyerarşisinde, piramitin tepesinde duran her ne ise ona irca olur. Eşya bu âli mertebedeki şey tarafından damgalanır. Bu damgalama işlemi […]
Tanrı’yı henüz baştan yanlış yere konumlandıran Batı düşüncesi, Rönesanstan itibaren aşama aşama fiziki dünyayı metafizik dünyayı yutacak kadar genişletmiş ve üstünü örtbas etmişti. İnsanın hakikatini yanlış yere konumlandırmak, belli bir müddet sonra bir patlamayı doğuracaktı. Esasen iki büyük dünya savaşı, Batılıların kendi elleriyle inşa ettikleri dünyaya ilk kez bir şüphe nazarıyla bakmalarını sağlamıştı. Metafiziğin hayatın […]
Modernliği anlama / anlamlandırma faaliyetinden önce, Modern Batı düşüncesinin muhtasar bir özetini ve tenkidini yapmak, okur için neden modernlik ve postmodernliğin, hasılı içinde bulunduğumuz dünyanın anlaşılması gerektiğini gösterecektir. Burada gayemiz, uzun uzadıya tafsilatlı kritikler yahut tarihi bilgiler değil, temel meselelerin serdedilmesi olacaktır. Her şeyden önce Batı düşüncesinin temelinde insanın terkedilmiş bir varlık olduğu düşüncesi yatmaktadır. […]
Son dönem Osmanlı toplum yapısı ve siyasi manzarası söz konusu edildiğinde, “Tanzimat fermanı” kendisine önemli ölçüde yer bulan uğraklardan/dönemeçlerden birisidir. Bu dönemecin anlamlandırılması bugün için bir “tanzim”e giden yolu açıyorsa başlı başına bir hamle olması itibariyle kıymetlidir. Değer biçici olarak bir anlamlandırmada nelerin merkeze alınacağı ve kritiklerin dayanacağı kaynak ise yaslanılan dünya görüşünün yansıması manasına […]
İnsanın hayatı idrak ettiği veçhe, hayatın onu sürüklediği yerle sırt sırtadır. İnsan, kendi hayatını kurma gayretinde iken hayat da onu mürekkep bir varlık haline getirmektedir. Burada fâilin kim olacağı meselesi insanın elindedir. Kitleleşmek yahut fert olmanın getireceği zorluklarla yüzleşmektir mesele. Kitleden biri haline gelmek için herhangi bir faaliyete gerek yoktur. Akışa bıraktığı zaman insan kendini, […]
İçimden kopan bir kıvılcımYa da sesinden uzak bir kimsesizGibi hasretindeyim sükut denizlerinin İnsan eksik kalmış bir hikayeBen de sarkacıyım sallananZamanı şaşmış bir saatin Gök nabzını ölçen binalarHayır partizanca bir isyan değilŞemsiyesi kırılmış şehrinin Rembrandt, Descartes, bedenlerBir İsa heykelininKıyısında nedametinin Dumanda kıvrılan mesâilGörüntüden sızan kelimelerMüphem ve içinde derdinin
Bir toplum, belli değer yargıları etrafında kenetlendikçe millet olmaya doğru seyralır. Bu seyralışta sağlanan bütünlük (homojenlik) milletin hem birbirine olan bağlılığını hem de dış dünyaya karşı kimliğini oluşturur. Oluşan kimlik muhafaza edildikçe, münevverleri tarafından ise bu kimlikle eşya ve hadiseler işlendikçe “hayatiyet” korunur. Bir milletin hayatiyetini koruması, bir diğer adlandırmayla “beka”sı kimliğine olan sadakatiyle alakalıdır. […]
