LATEST POST
Karpuzdan Topuz
Soluk gri delmemle titreyerek gecenin üçünde semaveri yakıyorum. Yalnız olup olmadığımdan emin değilim. Yalnız olsaydım oturduğumda iki bacağı üzerine bırakılmış kocaman bir balon gibi görünen göbeğimle kesin birisi dalga geçerdi. Korkuyorum. Ateşin başında uyuyakalırsam Kamile’yi göreceğim muhakkak. Kırlangıçların yuvasını bozmak için küçük karpuzdan topuzunu sallayarak dolaşan Kamile’yi. Ateşin çıtırtısı kulağıma uzak bir böcek cızırtısı gibi […]
Şehîd’ül İslâm İsmail Heniyye
Tatbîke sülûk eyleyen efkar ne zamandırBin gafleti tül tül yakacak har ne zamandır İsmâil’in ismiyle kuşanmıştır HeniyyeYâ bizde şehâdetle bu iftar ne zamandır Kaybetti bu dünya seni namın ki ŞehîdtirVicdanla sadâ eyleyen ihtar ne zamandır Tebrik yakışır şimdi sana taziye olmazSen böyle demiştin hani gülzar ne zamandır Alkış tutuyor katile katiller açıktanİnkarı çelimsiz koyan ikrar […]
Öbür Yanı Derin
YETMİŞ BİRYetmiş birinci yaşım. Kamburluk sadece yürümemi zorlaştırıyor. Belimi bükense başka şeyler. Zihnim hafif. Belleğimde tutmak için kendimi zorlayacağım hiçbir şey yok. Asker yolu beklemem. Gidenler geldi. Gelenler öldü. Toprak kurudu güller soldu. Günü güne eklemesem de olur. Duvarda aile fotoğrafı asılı. Sandığınız gibi dar değil çekirdek hiç değil. Ağaç dalları gibi budaklanmış bir aile. […]
Hafızamızı Yitirirken -I-
İnsanın varoluşu, hâtıralarını hatırında tutarak diğer varlıklarla bu yoldan bir irtibata geçmesi ile kıvamını bulur. Hâtıralarsa, zamanın “o an” içinde dondurulmasıyla meydana gelen ve bellekte izler bırakan kimlik parçalarıdır. Bu izlerin geleceğe taşınmasıyla tepkimelerle karşılaşılır. Geçmiş ve gelecek hattını nazar-ı itibara aldığımızda varolmak meselesi, yeryüzünde yer kaplamayı, bu kaplanılan yeri anlamlandırmaya ve bir yolculuğun içinde […]
Bî-Refah
Elbet hakkından gelir Hakk zâlimin tuğyânının,Biz de şahittik deriz meccânen imhâ ânının. Haydi Mevlâ sordu farzet:-Neyle eyleştin şu gün?-Yurdumun bağrında mahfuzdum serâzad gün be gün. Vardı ammâ ellerim nâ-âşinâ kardeşliğe,Vardı âmâ gözlerim göz yumdu leş kalleşliğe. -Yok mu hiç sadrında bâri inkisârın, gürlemen?-Vardı Yâ Rabbî fakat nisyân edip çok sürmeden, Döndü evvel günkü hâlim, tok […]
Askıda Yazar
Bu maceraya kapıyı tıklatarak usul usul atılman gerektiğini biliyorsun. Zihnini görüntülerle, seslerle, olaylarla doldurup arıtarak kağıda aktarman gerekiyor. Dünyamız senin gibi yazmak isteyen hatta ne yazacağını bilen ancak nasıl yazacağını bilmeyenlerle dolu. Bunu bilerek başlamak ürpertici değil mi? Bir yandan olanı olduğu gibi, görüneni göründüğü yazmayı istiyorsun. Diğer yandan boşluğu yırtıp kendin doldurmak. Soba, televizyon, […]
Ayıraç
Gözlendi helakım demek imhâ bana derlerKutlan hadi gam peşrevi nüshâ bana derler Gel vakt-i seher, vakt-i vusül, vakt-i ferahnâkGel teşne terennüm diye nefhâ bana derler Bîgâneye kelp örneği olsun da hırıltımKoy belki asıl hayrile bir Hâ bana derler Göğsümde beliğ kor gibi kalbim ne bilirsinDert yüklü değirmenlere safhâ bana derler Farzet ki müreccah diye âlem […]
Karanlık
Karanlıkta ne arıyorsun? Işık, aydınlık, parıltı adına her ne dersen. Karanlık ve gölgelerin içine saklanan, ancak beni bu karanlık ve gölgelerden çıkaracak bir şey. Gölge ve karanlık yalnızca gerçeği saklar. Karanlıkta aradığını bulmak için o şeyin gerçekten orada olduğundan emin olman gerekir. Gerçek, vasfı itibariyle saklanamaz. Gözle görülemez olduğunda dahi ehlince müşahede edilir. Bazen en […]
