LATEST POST
Tahassür
Saklan sakın sayıkla sadeceAkşamları eve geç gider gibi konuşKendimden artanı harcadım öyleceAnlatırken kafesler Nece ötmelidir kuş Herkes birer kürsü gibi yukardaİzah-ı terennümle kendi çapımdaÇarpayım diye miArtık içimiz onmadan yatıyoruz akşamlarıGösterişli bir merakla kurcalanmadanBileğime zamanı sarmadanSarsarak içimden sermayemi Ay çok sessizBen buradayım demiyorYağmur buraya hep yukardan iniyorBilesin sessizliğin anlattığı çok olurKağşayan gece durulurOna da inançla ben […]
İşin Adını Koymak
Bir şeye ad koymak, o şeyi mücerretler âleminden çekip almanın, varlık hiyerarşisinde mâlum bir yere konumlandırmanın yollarından biri, belki de en önemlisidir. Zira adı olmayanın anısı da, bırakacağı izi de olmayacaktır. Amellerini bir hedef doğrultusuna koymak isteyen kimse, yaptığı işe bir ad vermek ister. Niyetleri birbirlerinin hayatlarında iz bırakmak, beraber bir yolculuk yapmak isteyen gençler […]
Mitişik Kız ve Gayriihtiyari Sağlamalar
‘’Zamanın birinde, birbirleriyle arkadaş olan beş kız varmış. Bunlar her gün tuturuk kazımaya giderlermiş. Bir gün kazıdıkları tuturukla evlerine dönerlerken yorulmuşlar, rastladıkları bir evin kapısını çalmışlar.“Teyze, bizi bu akşam misafir eder misin? Çok yorulduk da” demişler.Meğer orası bir dev anasının eviymiş. Kızları hemen içeri almış, yüzlerine gülmüş, rahat yataklar yapmış, karınlarını doyurmuş ve yatırmış…’’ Olan […]
Bana Göre Hava Hoş(!)
“Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi” ama nasıl? Yaşadığımız çağ, insanı, göğe merdivenlerle yaklaştırabildiğine inandırıyor ve merdivenin başına çıkanlar ölümden uzaklaştığını sanarak, göğe yaklaşabildiği zannıyla kibrin doruklarından, ne gönlü coşturan bir manzarayı seyredebiliyor ne rahat bir nefes alabiliyorlar. Aynadaki görülene olan hayranlıkla günden güne körleşip, kendiyle de arasını açıyor. Aslolan yola dönmek isteyenlerse aslına uygun olduğu […]
Bakmayı Abartmak
Merhaba, tekrardan. Yani beş yüz yirmi altı gün sonra. Beş yüz yirmi altı gün çok olmuş. Abartmışım düz. Bu bir yandan iyi oldu iki yandan kötü oldu. İyi olan yanı ‘görünme merakı’nı törpülemiş olmam. En azından bu alanda. Buna göstermek ya da belirtmek ihtiyaçsızlığı da diyebiliriz. Ben diyorum. Geçmişe, yani beş yüz yirmi altı gün […]
Fotoğraflar ve Yankılar
Eski bir trenin ritmik tıkırtısı eşliğinde, zamanın içinden geçip giden bir yolculuk. Tren penceresinden dışarı bakan bir anne, çocuklarına sarılmış, gülerek poz veriyor. Bu sıcak gülümseme ‘’her şeye rağmen’’ verilen mücadelenin, belki kazanılmış belki de kazanılacağına dair inancın bir işareti gibi parlıyor. En soldaki çocuk, sarkık koluna çarpan rüzgârı hissetmeyecek kadar odaklanmış bir rüyanın parçaları […]
Naat
Medet kıl bahtiyar et himmetindir yâ ResulallâhAçan gülden tüten hâlâ terindir yâ Resulallâh Gönül tâlim eder hep tâ liyâkat nakşeder hubbunYürürken doğrulan yollar izindir yâ Resulallâh Gönül şavkında bir mâhîzerin meftûnu olsam daO beyzânın dahî nûru sizindir yâ ResulAllâh Bütün mahzûn olan yorgun kulûbün rehberi sensinGönül bağbânısın kalbler gülündür yâ Resulallâh Misâlin tâ miheng olmuş […]
Hak Huk Gak Guk
Hakikati savurmak bile artık öylesine zorlaştı ki… Bir çocuk cinayete, sapıklığa, zulme kurban gitmese hakikat lügatin tozlu sayfalarında kaybolup gidecek. Sahi ne önemi var mesele lügatte kaldıktan sonra? Olacak olan kötülük olduktan sonra olsa ne olur olmasa ne olur? Yaşanmayan, savunulmayan nihayet savrulmayan hakikatin lügatte varlığını sürdürmesinin bizden başka kimseye ne faydası var bilmem ama […]
