LATEST POST
Muharririn Sonsuz Yolculuğu 18. Bab: Hangi Taraf -2-
Denir ki bir gün, Hassan Sabbah bir Türk Beyi’ni Alamut’a davet eder. Hakkınca ağırlar, her bir ihtiyacını giderir. Sinsi planı çoktur Sabbah’ın. Bu mert Türk Beyi’ni yanına çekmek niyetiyle türlü hünerini ve emrindeki fedailerin muhtelif yiğitliklerini ikrar ve teşhir eder. Nihayet, Alamut’un burçlarına çıkarlar beraber. Sözü alır Sabbah; “Benim fedailerim eşi bulunmaz birer cesaret nişanıdır. […]
Allah İçin Sevmek Böyle Olur
Halife Muvaffak zamanında bazı fitneciler sûfîleri halifeye şikâyet edip, haklarında iftira ettiler. Olay; hicrî 262, mîlâdî 875’de meydana geldi. Sûfileri zındıklıkla ithâm eden, Hanbeli mezhebi fakih- lerinden “Gulam-ı Halil” isimli bir zattı. Bu adam, Halife Muvaffak ve annesi yanında sûfilerin bazı görüşlerini şiddetli tenkit edip onları zındık olmakla suçladı. Onların Allah Te- âlâ’ya âşık olmaktan […]
Tezâhür
İçimden kopan bir kıvılcımYa da sesinden uzak bir kimsesizGibi hasretindeyim sükut denizlerinin İnsan eksik kalmış bir hikayeBen de sarkacıyım sallananZamanı şaşmış bir saatin Gök nabzını ölçen binalarHayır partizanca bir isyan değilŞemsiyesi kırılmış şehrinin Rembrandt, Descartes, bedenlerBir İsa heykelininKıyısında nedametinin Dumanda kıvrılan mesâilGörüntüden sızan kelimelerMüphem ve içinde derdinin
Millet Olmanın Esasları
Bir toplum, belli değer yargıları etrafında kenetlendikçe millet olmaya doğru seyralır. Bu seyralışta sağlanan bütünlük (homojenlik) milletin hem birbirine olan bağlılığını hem de dış dünyaya karşı kimliğini oluşturur. Oluşan kimlik muhafaza edildikçe, münevverleri tarafından ise bu kimlikle eşya ve hadiseler işlendikçe “hayatiyet” korunur. Bir milletin hayatiyetini koruması, bir diğer adlandırmayla “beka”sı kimliğine olan sadakatiyle alakalıdır. […]
Muharririn Sonsuz Yolculuğu 17. Bab: Hangi Taraf -1-
“Zulmet-i ebr ile sebden seçemezler rûzuBöyle eyyâm-ı gâmın böyle olur nevrûzu”– Hâletî Bütüncül kabul görmek üzre kamuoyuna arz edilmiş her fikir, ufacık kırıntı mutabakatlarıyla siniyor muhatabının zihnine. Bu usulca sokunuş, zamanla fide veriyor, servileşiyor ve ihata ediyor bireyi. Bizler ideoloji diyoruz adına. Hiçbir ideoloji yoktur ki bütün bir kompozisyonu ve çağrısı baştan sona yanlış olsun. […]
SORU SORMANIN KEYFİYETİ ÜZERİNE BİR DENEME
Hayatta devamlı kendi kendimize sorular sorarız. Etrafımızdaki insanlardan cevabını alamadığımız sorular bizi düşündürür. Niçin Güleriz? Niçin üzülünce gözümüz yaşarır? Kırk haramiler neden kırk kişidir? Amasya’daki selfie çeken şehzade heykeli niçin var? Gibi binlerce mantıklı mantıksız sual gelir aklımıza. Küçücük çocuktan tutun en ihtiyarına kadar herkesin cevabı aradığı sorular vardır. Bazı soruların cevabını hemen bazı soruların […]
Pervânâme
Sabredip kurtul diyorsun dem bu dem,Sabra mahir bende kâfî hâl mi var?Söylemek olmaz gönül derdin bu dem,bende hiç derdimle hâfî kâl mi var? Ey rüyamın gizlenen öz mucidi,Ey ziyanın halkeden tek macidi,Ayrılıktan öyle kalbim sancıdı,bende Senden özge bir merhem mi var? Derdi verdin şükrü kesmek verme hiç,Merhamet ey, tövbe kesmek verme hiç,Bî-nümayım şimdi âdâb tavrı […]
Tavsiye ve Nasihat
Zünnun şöyle demiş: ‘Dünya işlerinde akıllı ve zeki iken ahiret işlerinde ahmak olan biri zekâ ve akıl sahibi sayılmaz.Hilim gösterilmesi gereken yerde sefih davranan, tevazu izhar edilmesi gereken yerde kibirli olan akıllı değildir. Tabiatına ait işlerde ve yerlerde arzusunu yitiren, hakikat söylendiğinde öfkelenen veya akıllı insanın ardından koştuğu şeyi değersiz gören veya zeki insanların değersiz […]
